Öz Finans-İş Sendikası'ndan Siyasete Bir 'Aksaçlı' Dersi
Fehmi Çalmuk
Geçen Cumartesi günü ODTÜ’de öğrenci iken tanıdığım ve halen Genel Başkanlığını yaptığı Öz Finans-İş Sendikası’nın 4. Olağan Genel Kurulu’ndaydım. Kısa zamanda sektörün en büyük sendikası olma vasfını kazanan bu başarının altında; elbette ki merhum Necmettin Erbakan hocamın "İman varsa imkan da var" sözünü mücadelenin ana ilkesi haline getiren Ahmet Eroğlu ve diğer yöneticilerin inanmışlığı var.
Protokol sıralarına baktığımda; Cemil Çiçek’ten Atilla Koç’a, Nevzat Pakdil’den Sadık Yakut’a, İbrahim Halil Çelik’ten Celal Asiltürk’e, Muhammed Polat’tan Ali Sağlam’a kadar oldukça geniş bir kesim salondaydı. Kongrenin Divan Başkanlığını yapan Nevzat Pakdil, yılların tecrübesi ve nezaketi ile bankacı delegelere tarihin kadim yapraklarından alıntılarla seslendi.
Genel Başkan Ahmet Eroğlu kürsüye davet edildiğinde, yanımda oturan AK Parti Osmaniye Eski İl Başkanı Avukat Hamza Tor’a şunu fısıldadım:
"Şimdi sendikacıların iki yakası bir araya gelmiyor derlerse yalan olmaz; Genel Başkanın sol gömlek yakası ceketin altında kalmış."
Elbette biz yakaya değil, beyaz yakalıların ürettiği performansa ve katma değere bakacağız. Eroğlu, konuşmasının sonunda samimi bir havada helallik istedi: "Bana hakkınızı helal ediyor musunuz?"
Salondan yükselen "Helal olsun" sesleri, birazdan kürsüye gelecek olan ve siyasetin alfabesini adeta yeniden yazan Cemil Çiçek Beyefendiye önemli bir pas sağladı.
Cemil Bey bu pası karşılıksız bırakmadı ve helalleşmeden başlayarak Türk siyasetinin girdaplarını, toplumsal diyaloğun erozyona uğramasını bir derviş nezaketiyle anlattı:
(Demokratik Tövbe): "Türkiye’nin bir helalleşmeye ihtiyacı var ama evvela demokratik bir tövbeye ihtiyacı var. Elini de ağzını da yıkayacak. Nerede yanlış yaptığını kendi vicdanında kabul edecek. Bizim ceza kanunumuzda 'etkin pişmanlık' (nedamet) vardır; pişmanım demekle olmaz, nerede yanlış yaptığını itiraf edeceksin. Namazda sehiv secdesi olur ama siyasette sehiv secdesi olmaz. Yaptınız mı bir yanlışı; bazen 30 sene, 40 sene, 50 sene gider."
(Helalleşme): "Helalleşmek için evvela nerede yanlış yaptık, onun bir itirafı gerekir. İtiraf yapmadan, otomatik takılmış gibi 'tövbe estağfurullah' demekle helalleşilmez. Nerede yanlış yaptığını söylemeden, illüzyonist bir üslupla helalleşemeyiz. Şahıslar, kurumlar ve en başta siyaset kurumu olarak özeleştiri yapmalıyız. 15 Temmuz’u, FETÖ olayını halen tam anlamadık; sadece ceza hukukuna havale ettik ama her gün operasyon yapılıyor. Demek ki tam anlamadık.Din anlayışınız dinden ne kadar besleniyor, ona bir bakmak lazım."
(Atasözleri):"Evdeki sorun komşuda çözülmez." (Kendi sorunumuzu biz çözeceğiz. Alman’la, İngiliz’le konuşup kendi insanımızla görüşemiyorsak kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruzdur.)
"El atına binen ya düğünde ya bayramda indirilir." (Kendi işinizi kendi imkanlarınızla çözmezseniz, dışarıdan hayır beklerseniz; sizi en kritik zamanda indirirler.)
"Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz." (Kendi mutfağınızdaki imkanla sorunlarınızı çözmeniz gerekir.)
Genel kurul devam ederken geçtiğimiz misafir salonunda sohbet derinleşti. Cemil Bey, 28 Şubat’ta Ali Coşkun ile birlikte sergilediği onurlu direnişi ve o dönem Animder Başkanı olarak kendilerine verdiğim plaketi hiç unutmamış; gösterdiği bu zarafetle bizi onurlandırdı. Tarih hafızalarımızda yeniden canlanırken, Türkiye'nin dinen, siyaseten ve ticareten "kandırılmışlar ülkesi" olma tabirini tüm çıplaklığıyla masaya yatırdık.
Hukukçu bir siyaset büyüğümüzle konuşurken konu Bilal Erdoğan’ın AK Parti Genel Başkanlığına gelme ihtimaline de geldi. AK Parti omurgasına dair öyle bir analiz yaptı ki hayretler içinde kaldım. Parti; kardeşlik ve dava hukukunun yanı sıra akrabalık ve ticaret hukukunun iç içe geçtiği aksiyonel bir yapıya sahip. Kim ne derse desin, Erdoğan’ın ortaya koyacağı formülün en az %20 kemikleşmiş bir oyu var.
Anladım ki bu dergahtan gelip geçen siyasetçiler asla boş değil. Ahmet Eroğlu ve yönetimini tebrik ediyorum; İbn-i Haldun’dan İsmail Hakkı’ya uzanan perspektifiyle insan merkezli sendikal hayat vizyonu, geleceğimiz adına bize büyük umut verdi.
