Özel: 6'lı masaya dönme niyetim yok!

Özgür Özel, '6'lı masa geçti, oraya dönme niyetim yok ittifak arayışı, seçim sathı mahalinde gerek olursa o zaman görüşülür' dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2023 Genel Seçimleri döneminde kurulan 6'lı masa hakkında, “Çok iyi niyetle ortaya çıkan ve son dönemde parti içinde de tartıştığımız, eleştirilerini yaptığımı, ancak 4-5 Kasım kurultayında bıraktığımız bir konu. Oralara dönecek vaktimiz yok“ dedi. İttifak arayışı konusunda konuşan Özel, “Seçim barajını düşüren, seçim desteğini eşit paylaştıran ihtiyaçları keşke görseler. Bizim ittifak arayışımız, seçim sathı mahalinde gerek olursa o zaman görüşülür. Açıkça şunu söyleyeyim bir ittifak var, ittifak diyor ki güçlendirilmiş parlementer sistem, İYİP hariç ötekiler tek listeden seçime girmiş, bu insanların birbirleri arasında geçiş yapmasına diyecek bir şeyim yok. Seçmene taahhütümüz aynıydı, biz bu ülkeyi beraber yöneteceğiz“ ifadelerini kullandı. CHP'den ayrılarak AKP'ye geçen Hasan Ufuk Çakır hakkında konuşan Özel, “CHP’nin genlerinden gelen, gerçekten CHP’li olup da AK Parti’ye giden bir milletvekilimiz yok. Allah göstermesin, olursa o ızdıraba zor dayanırız“ diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü TV'de “Liderler Özel“ programına konuk oldu. Özel, gündemi ve 2025 yılında yaşananları değerlendiriyor. Sözcü TV'nin Genel Müdürü Güney Öztürk, Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey ve Ankara Temsilcisi Aslı Kurtulmuş Mutlu'nun sorularını yanıtlayan Özgür Özel "AKP'nin işi gücü rakamlar. Hep bir rakamları denk getirme derdi var. Bizim Cumhurbaşkanı adayı ilan edeceğimiz gün diploma iptali, işte oy verin çağrısı yapacağımız gün tutuklama gibi" dedi.

Özgür Özel'in konuşmasındaki satır başları şöyle:

“2025 yılına büyük umutlarla girmiştik açıkçası. Umudumuzu yükseltecek çok şey de vardı. Yıl sonunda anket çalışması yapmıştık; Kasım–Aralık aylarında, anketle ölçülebilecek boyuttaki bütün belediyelere baktırdık. Toplamda belediye başkanlığından memnuniyet oranımızı yüzde 59 bulduk. AKP de kendi belediyeleri için yüzde 61 bulmuştu zaten.

Zaten ne olduysa galiba ondan sonra oldu. Bir karar verdiler ve dediler ki: “Bunlar iktidara yürüyor.” Hem de bizim yürüdüğümüz gibi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden iktidara bir yürüyüş var. Belediye başkanlığının başarısıyla var. Kaldı ki geçmişte onların belediye başkanlıklarından iktidara yürüyüşleri, bizim kazandığımız belediyelere bakınca çok daha sınırlıydı. Bizim belediyelerde ise sadece bir Ekrem İmamoğlu yok; Mersin’i, Adana’sı, Antalya’sı var, Türkiye’nin dört bir yanı var. Bir de AKP'nin kendileri açısından kaybetmeyi hayal dahi edemedikleri il ve ilçeleri aldık. Bu onları çok rahatsız etmiş olmalı.

Biz de bütün kurullarımızı peşi sıra topladık ve Ocak ayının sonlarında dedik ki: “Madem öyle, biz de Cumhurbaşkanı adayımızı erken belirleyelim. Hem Türkiye erken seçim gündemine girsin hem de biz adayımızı belirleyelim ve yürüyelim.

Biz ön seçim kararı aldık. Onlar da kararlarını aldılar. Ön seçimin yapılacağı günün bir gün öncesinde diploma iptali geldi. O günün sabahında, şafak vakti Ekrem Başkan’ın evine binlerce polisle geldiler. Sonra bizim ön seçim günümüzde, dört gün boyunca adeta mafya işleri gibi… Mafyada böyle manalı mesajlar olur ya; ön seçimden dört gün önce gözaltına alıyor, dört gün tutuyor. Biz sandık koyduğumuz gün, onu Silivri’ye koyuyorlar. Sandıklar açılırken Silivri’nin kapıları kapanıyor.

Zaten 2025 yılı bir saldırıyla başladı. Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na atanması, Esenyurt’a kayyum atanması, Beşiktaş operasyonu… Böyle başladı ve bir mücadelenin içine girdik. Ocak ayında, bizi de rahatsız eden bir dizi saldırı oldu. Yirmi yıl öncesinden Ekrem Başkan’ın daire sattığı insanlara “Açıktan para verdin mi?” diye sorarak başladılar.

Mesela dava ne zaman? 9 Mart. 9 Mart ne gün? Recep Tayyip Erdoğan’ın Siirt’ten milletvekili seçilip Başbakanlığa gittiği gün. Yani işleri güçleri rakamla, günle, bilinçaltına mesaj vermek, ayar vermek. İtalyan mafyasının sembolik mesajlarını kendine benimsemiş, çakma mafya yöntemleriyle memleketi yönetiyorlar. Hakikaten olacak iş değil.

Ekrem Başkan’ı o gün tutukladılar ama aynı gün 15,5 milyon insan sandık başına gitti ve çok önemli bir iş yaptı. Biz Şubat ayı boyunca 1 milyon 300–400 bin civarındaki üyelerimize çağrı yapmıştık: “Gelin, kaydolun, oy kullanın; gel, seç, tarihe geç” demiştik. Son dört günde de üyelerimize “Haberdar edin, teşvik edin, sandığa kadar eşlik edin” diyerek muazzam bir kampanyaya dönüştü bu iş.

23 Mart günü 15,5 milyon insan Cumhurbaşkanı adayını belirledi. Bunu şu açıdan çok önemsiyorum: Bugün fark edilmiyor olabilir ama ileride Türkiye’de cumhurbaşkanı adayları ya da yeniden parlamenter sisteme dönüldüğünde başbakan adayları, parti genel başkanları belirlenirken artık kolay kolay geri dönülemeyecek bir eşiğe geldik.

Sandık önemli, ön seçim önemli ama artık milletin önüne konuyor. Bu cumhurbaşkanlığı sistemi devam etsin; biz artık cumhurbaşkanı adayımızı milletin belirlemesinden geri dönemeyiz. Rakiplerimiz de bunun gerisinde kalamaz. Bakmayın şimdi; bir tarafta Tayyip Erdoğan var, doğal aday. Ama bu, Türkiye demokrasisinin bir kazanımıdır.

Halk yoklamasını biz yıllar önce tüzüğümüze yazdığımızda, bu çok ileri bir adımdı. Nasıl olacak biz de bilmiyorduk. Ama dünyada halk yoklamaları varmış; bir gün biz de yaparız diye yazmıştık. 19 Mart günü karar verdik, 23 Mart günü halk yoklaması yaptık.

“İttifak arayışı seçim sathı mahalinde gerek olursa o zaman görüşülür“

Ferdi Zeyrek benim çocukluk arkadaşım. Çocukluğumuzdan beri bizimle birlikte olan Gülşah da, Manisa’da bizim doğduğumuz, Ferdi’nin de benim de doğduğu Şehzadeler ilçemizin belediye başkanı seçilmişti. Seçimden üç ay sonra kitle tedavisi, ameliyat, tedavi derken bir daha nüksetti. Ferdi o gün çok tasalıydı: “Abi, bugün durumu kötü; nüksetti, sakın fena bir şey olmasın” diyordu. Derken önce Ferdi gitti. Ardından Gülşah’ımız gitti.

Güney Temiz, Manisa’da daire başkanımızdı. O da dört-beş yaşındaki kızını bize emanet edip gitti. Partimizin yıllardır yükünü çeken, çiçeklerimizi aldığımız, aylarca yıllarca çiçek-çelenk parası bekleyen Dilek Hanım var. Onun da tek evladı hayata gözlerini yumdu. Yani büyük acılar. Acılar. 2026’ya girdik. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin Alaşehir’deki koordinatörünü de yine kalp krizinden kaybettik. Bu ölümler hepimizi kahretti. Tabii bu arada Altan abiyi de hatırlamak lazım. Çok sayıda partilimiz, önceki il başkanımız, milletvekilimiz… Hangisini saysam, hep böyle acılarla dolu bir yıl oldu.

İpek’e zaman ayırma meselesi var. İpek 2001 yılında doğdu. Ben 2007 yılında Ankara’ya geldim. O günden beri zaten Türkiye’ye zarar verilmesine karşı bir mücadelemiz var. Sağ olsun, İpek çok olgun bir çocuk. Anneye, babaya, aileye karşı çok anlayışlı. Ayda bir gün yetişebilirsek yetişiyoruz, fırsat buldukça görüşüyoruz.

Bir yandan bu yaşanan üzüntüleri göğüslemek, bunlara dayanabilmek var; bir yandan da büyük bir mücadele gerekiyor. Şimdiye kadar 78–79 miting yaptık, meydanlarda eylemler gerçekleştirdik. Koşturuyoruz, uğraşıyoruz. Artık bu iş bir siyasi rekabetten, siyasi mücadeleden çok bir varlık-yokluk meselesine döndü hepimiz açısından. Her şeyin göze alındığı, yasımızı tutmayı bile neredeyse ertelediğimiz, içimize gömdüğümüz bir sürece dönüştü.

Altılı Masa meselesi çok iyi niyetle ortaya çıkan ve son dönemde parti içinde de tartıştığımız, eleştirilerini yaptığımı, ancak 4-5 Kasım kurultayında bıraktığımız bir konu. Oralara dönecek vaktimiz yok. Yapı zaten şöyle, ben CNN Türk'te canlı yayına katılmışım, bu nasıl bir sistem getirir, iktidar diyor ki iki partili sisteme dönecek, biz de diyoruz ki 100'ü ikiye bölünce 50-50. İttifak arayışları gerektirir bu, bazı partileri de kalıcı kılar vs. Sistemin kendisi sorunlu ve arızalı. İlk başta yüzde 10'du bugün yüzde 7 seçim barajı. 7'nin altında kalırsan varlığın yok. İktidar içinde 51 gerek vs. Bu sistem getirilirken 'koalisyonlar dönemi sona erecek" demişlerdi. Ben de o zaman seçimden önce değil sonra konuşulacak koalisyonlar demiştim. Önce 4 partiliydi, sonra altı oldu. Sen 6 koşucuyu belinden birbirine bağlıyorsun, sonra koşun diyorsun. Hepsi birbirini geriletiyor. 2400 maddelik mutabakat vardı orada ama akılda kalan güçlendirilmiş parlementer sistem. Her atletin kendi kulvarında, kendi gücü nispetinde koşması, antremanını yapması, günü gelince de ihtiyaç varsa ittifak ihtimallerinin konuşulması gerekir. Muhataplar seçim kanununda bu sistemin arızalarını keşke görseler. Seçim barajını düşüren, seçim desteğini eşit paylaştıran ihtiyaçları keşke görseler. Bizim ittifak arayışımız, seçim sathı mahalinde gerek olursa o zaman görüşülür. Açıkça şunu söyleyeyim bir ittifak var, ittifak diyor ki güçlendirilmiş parlementer sistem, İYİP hariç ötekiler tek listeden seçime girmiş, bu insanların birbirleri arasında geçiş yapmasına diyecek bir şeyim yok. Seçmene taahhütümüz aynıydı, biz bu ülkeyi beraber yöneteceğiz.

CHP’nin genlerinden gelen, gerçekten CHP’li olup da AK Parti’ye giden bir milletvekilimiz yok. Allah göstermesin, olursa o ızdıraba zor dayanırız”

Haber Merkezi

Bakmadan Geçme

Politik Adam - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
WhatsApp İhbar Hattı
0538 483 25 53
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!