Fehmi Çalmuk

CHP'yi CHP'de Bastılar

Fehmi Çalmuk

Yolumuz Devrim Yolu

Gelin kardaşlar, gelin

Yurdumuza faşist dolmuş

Vurun kardaşlar, vurun.

Önceki akşam CHP Genel Merkezi önünde, aralarında MHP kökenli milletvekillerinin de bulunduğu topluluk Gündoğdu Marşı'nı söylüyordu. Sözde "yurt" dedikleri, CHP Genel Merkezi... Yurda dolmaya çalışanlar ise "faşistler", yani Kemal Kılıçdaroğlu! İnsanın "Allah akıl fikir versin" diyesi geliyor. CHP'nin yaşadığı bu hal, nedense "Halime'yi Samanlıkta Bastılar" türküsünü hatırlatıyor...

Yargı kararı sonrası CHP Genel Merkezi'nde yaşananlar, pazar günü itibariyle yeni bir hal aldı. Özgür Özel liderliğinde direnen milletvekilleri, mahkeme kararına rağmen Genel Merkez'i teslim etmemeye çalışsalar da polis baskınıyla, Türk milleti adına karar veren yargının hükmünü uygulamak zorunda kaldılar. Türk  Millet adına karar veren mahkemenin icra kararını yırtıp, parçalıp yere atması Özgür Özeli'de kurtarmamıştır.

Genel Merkez'i geri almak üzere terk eden Özgür Özel, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne doğru yürüyüşe geçerken; parti Genel Merkezi'ne gelenler, doluşanlar "Yeni CHP'lilerdi." Yani Genel Merkez'e ne faşistler dolmuştu ne de Genel Merkez elden gitmişti. Her ne kadar "AK Parti işbirlikçisi" olarak suçlansalar da Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, kongrede gasp edilmiş haklarını ancak devlet güvencesi ile kayıt altına alabildiler. Yine devlet güvencesi ile işgal edilmiş Genel Merkezlerini teslim aldılar. CHP'nin iktidar yürüyüşü ise büyük bir yara aldı.

Mutlak butlan kararından önce Özgür Özel ve ekibinin tek derdi, Ekrem İmamoğlu'nu cezaevinden çıkarıp cumhurbaşkanı adayı yapmaktı. Ancak mutlak butlan kararından sonra öncelikleri çoğaldı: CHP meclis grubundaki koltuklarını korumak, kurultay öncesi kendilerini güvence altına almak ve Kemal Kılıçdaroğlu'nu kurultaya zorlamak... Aynı ABD'nin İran Savaşı'nda, beklenmedik bir şekilde Hürmüz Krizine işin devrolması gibi... İran'da iktidar yıkılacak, uranyum teslim alınacaktı; şimdiki öncelikleri ise Hürmüz'ün açılması, ticaret yollarının eski düzene dönmesi oldu.

Yaşanan bu durum karşısında elbette ki en keyifli insan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Erdoğan kahvesini yudumlarken, CHP'de yaşanan bu tiyatroyu kahkahalarla, ibretle izlemektedir. CHP'lilerin CHP'lilere yaptığı zulüm karşısında, iktidar partisinin "vah, tüh" deme yerine yeniden iktidara gelme hesaplarını daha ciddi yapma dönemi gelmiştir. Yoksa CHP, girdiği bu cendereden kolay kolay kurtulacak gibi gözükmemektedir.

 Çünkü bu iki başlı yönetim, ister istemez bayram sonrası CHP'nin TBMM grubunda yeni bir krizi karşımıza çıkaracaktır. CHP Genel Başkanı olarak Kemal Kılıçdaroğlu konuşmak isteyecek, CHP TBMM Grup Başkanı Özgür Özel ise onu konuşturmak istemeyecektir. Buyurun buradan yakın! Bir de buna Kemal Kılıçdaroğlu'nun arınma dönemine ilişkin başlatacağı disiplin yaptırımları eklenince, partinin boğuşacağı temel meselelerin başında bu gelecektir.

Özgür Özel de Ekrem İmamoğlu da kurultayın 40 gün içinde yapılamayacağını herkesten daha iyi biliyor. Kemal Kılıçdaroğlu, gasp edilmiş haklarını geri almanın yolunu mutlak butlan kararıyla sağlarken; partiyi yeniden Ekrem İmamoğlu ekibine teslim etmemek için var gücüyle hareket edecektir. CHP'nin yaşadığı bu durum karşısında "zalim ve mazlum" edebiyatı çıkartmaya çalışanlar elbette olacaktır. Şimdi sormak lazım: Para karşılığı, rüşvetle, maddi çıkarlarla, delegelere rüşvet vererek oyunu satın alıp CHP Genel Başkanlığını kazananlar mı mağdur; yoksa delegelerin kararının satın alınmasıyla genel başkanlığı kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu mu?

 Mahkeme kararıyla genel başkan olduğu ilan edilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun, genel başkan olduğu Genel Merkez'i teslim almaya niyetlenmesi mi zalimlik; yoksa Genel Merkez'e polis baskınını reva görerek CHP tabanına biber gazı sıktırıp ortalığı savaş alanına döndürenler mi zalim? Genel Merkez baskınında size göre kim mazlum?

Yaşanan bu film karşısında size göre iktidar ne yapmalı? Hani Anadolu'da bir söz vardır; "Ötede oyna" diye... Şimdiden Türkiye için erken seçim kararının hayırlı olmasını dilemekten başka çare yok. Çünkü eğer siyaset kazanma üstüne kurulu ise iktidar bu bölünmüşlük karşısında, CHP'nin içine girdiği kardeş kavgası karşısında bu fırsatı çok iyi değerlendirmelidir.

CHP Genel Merkezi'nde yaşananlar, CHP'de mutlak butlan karşısında kaybedenler safının başında gelen Özgür Özel'in cumhurbaşkanlığı adaylığını da neredeyse kesinleştirmiştir. Özgür Özel bu fırsatı çok iyi değerlendirecektir. Son olarak da bunu yapacak ve artık cumhurbaşkanı adayı olarak geniş kitlelere; genel başkanlığı elinden alınmış, parti Genel Merkezi polis zoruyla zapt edilmiş "eski bir genel başkan" olarak mazlum ve mağdur rolünü oynayacaktır. Burada, Silivri'de yatan zata ise kalan tek seçenek hücresinde volta atmaktır. Her kriz kendi liderini doğurur; bakalım Cumhuriyet Halk Partisi için yeni lider adayı, daha doğrusu cumhurbaşkanı adayı ne ifade edecektir, hep beraber göreceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları