Siyasetin Yeni Tartışması Tekke'nin Çocukları

AK Parti TBMM Grup Toplantısı, alışılmış siyasi tartışmaların ötesinde, yakın siyasi tarihin manevi ve sınai köklerine uzanan önemli bir ana sahne oldu. Gazeteci-yazar Fehmi Çalmuk, kaleme aldığı son analizinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kürsüden Yunus Emre'ye ait, tasavvuf dünyasında derin izler bırakan o meşhur ilahiyi okumasını mercek altına aldı. Çalmuk'a göre bu an, sadece bir şiir dinletisi değil bir dönemin, bir ekolün ve Türkiye'yi bugünkü savunma sanayisi vizyonuna taşıyan 'Görünmeyen Üniversite'nin yeniden hatırlanışı niteliğindeydi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi siyasi yürüyüşünü tasvir ederken yolun uzaklığından, menzilin çokluğundan ve önlerindeki geçit vermez derin sulardan bahsetti. Ancak konuşmanın en dikkat çekici boyutu, merhum Prof. Dr. Mahmut Esad Coşan Hocaefendi’nin en sevdiği ilahilerden biri olan şu dizeleri seslendirmesiydi:

"Yunus sen bunda meydan isteme Meydan içinde merdaneler var"

Meşin Yuvarlaktan "Görünmeyen Üniversite"ye

Fehmi Çalmuk, bugün Türkiye’nin liderliğini yürüten Recep Tayyip Erdoğan’ı ortaya çıkaran sürecin, çocukluk ve gençlik yıllarında yoğrulan manevi iklimin bir tezahürü olduğunu vurguluyor. İmam Hatip yıllarında "Kur'an bülbülü" olarak anılan, yeşil sahalarda meşin yuvarlağın peşinden koştuğu için babası Hızır Reis’ten dayak yiyen ancak ne futbol tutkusundan ne de dini hayata olan rabıtasından ödün veren bir gençlik portresi çiziliyor.

Yazıda, Erdoğan’ın yetiştiği ve fikri omurgasını kazandığı yerin İskenderpaşa Tekkesi olduğu belirtiliyor. Burası, günümüzdeki bazı yapıların aksine lüksün ve ihtişamın uzağında; bir çift ayakkabı ve bir iki kat elbiseyle yetinilen, mistik bir el çekmişliği değil aksine dünyevi ve iktisadi kalkınmayı hedefleyen bir okul niteliğindeydi. Nazif Gündoğan’ın deyimiyle, burası tam anlamıyla bir “Görünmeyen Üniversite” idi.

Tahta Döşemelerden Ağır Sanayiye Uzanan Çizgi

Zeyrek Camisi’nin mütevazı ikliminde, üzerlerindeki eski kıyafetlere aldırmadan hocalarının ağzından çıkacak her kelimeyi pürdikkat dinleyen üniversiteli gençler, ilerleyen yıllarda Türkiye’nin kaderini etkileyecek kadroları oluşturdu. Çalmuk, bu isimleri ve dönüm noktalarını şöyle sıralıyor:

Fikir ve Siyaset Kadrosu: Ferruh Bozbeyli, Necmettin Erbakan, Turgut Özal, Korkut Özal, Recai Kutan, Fehim Adak, Yahya Oğuz ve Nurettin Topçu gibi isimler, Abdülaziz Bekkine’nin dizinin dibinde İbn Haldun’dan Aristo’ya uzanan, tasavvufla batı felsefesini harmanlayan geniş bir kültür coğrafyasında piştiler.

Gümüş Motor Hamlesi: Mekteb-i Sanayi-i Nefise mezunu Mehmet Zahid Kotku Hazretleri’nin elinde şekillenen bu kadro, "Müslümanlar makine yapamaz, fabrika kuramaz" diyen anlayışa karşı ilk büyük sanayi hamlesini başlattı. Kotku’nun yeleğinin iç cebinden çıkardığı paralarla ilk hissesi alınan Gümüş Motor, bugünkü yerli ve milli savunma sanayimizin ilk tohumu olarak nitelendiriliyor.

Tarihi Sözlerin ve Vizyonun Kökleri

Yazıda yakın tarihe dair önemli anekdotlara da yer veriliyor. Geçenlerde Sebilürreşat dergisinin düzenlediği merhum Turgut Özal’ı anma toplantısında, eski Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler’in kürsüden salona sorduğu "Merhum Özal’ın 'Halka hizmet, Hakk’a hizmettir' sözü aslında kimindir?" sorusuna değinen Çalmuk, bu sözün asıl sahibinin Abdülaziz Bekkine olduğunu salondan seslenerek hatırlattığını aktarıyor.

Aynı şekilde, Necmettin Erbakan’ın Türkiye’ye bir vizyon olarak sunduğu "Fabrika kuran fabrika" ideali, henüz Almanya’nın Aachen kentinde genç bir mühendisken Abdülaziz Bekkine’ye yazdığı mektuplarda şekillenmişti. Dönemin mottosu haline gelen "Maddi ve manevi kalkınma" Mehmet Zahid Kotku’ya; "Hayra motor, şerre fren olma" düsturu ise yine bu manevi havzaya aitti. Bu yüzdendir ki, çocukluk hayali Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Emin Cankurtaran ile İskenderpaşa’daki hadis sohbetlerinde tanışan Erdoğan, bu adabı almış belki de son siyasi lider olarak kürsüden o ekole bir selam gönderiyordu. Çalmuk ayrıca, merhum Şehit Muhsin Yazıcıoğlu'nun da Esad Coşan Hocaefendi ile olan derin sohbetlerini ve o sözleri sünger gibi emişini saygıyla yad ediyor.

Kurşun Askerler Karşısında Tekke Geleneği

Analizde, Türkiye’de İslami ve siyasi hareketlerin geldiği yeni safha da açık yüreklilikle masaya yatırılıyor. Bir dönemin devlete "dahil olan" ve millete hizmet üreten geleneksel yapısının, şimdilerde yerini devlete "müdahil olma" ve derin akıntılarda güç devşirme arzusuna bıraktığı; bunun en ağır bedelinin de 15 Temmuz’da ödendiği vurgulanıyor.

Geleneksel tekke kültürünün, müntesiplerine kendi iradeleriyle hareket etme özgürlüğü tanıdığını belirten yazar; akıllarını cemaat abilerine ve sözde imamlara teslim eden "kurşun asker" mantığının, siyasetin bütün negatif yönlerini bir mıknatıs gibi üzerine çektiğini ifade ediyor. Bugün yaşanan ahlaki ve siyasi heyelanların arkasında, "ne pahasına olursa olsun kazanma ve rakibini yok etme" üzerine kurulu bu yeni anlayışın yattığı tespiti yapılıyor.

Yarının Muhasebesi: Tabanın Akıl Karışıklığı

Günümüzde dijitalleşmeyle birlikte her bilgiye parmak ucuyla ulaşılan bir çağda, Kur’an kurslarında yetişen 400 bin hafızın "yürüyen Kur’an" olarak hayata karışması ve bu noktada ANİMDER ile sonrasında kurumsallaşan MİHVAK gibi yapıların adımları kıymetli bulunuyor. Nitekim Ankara Tevfik İleri İmam Hatip Lisesi’nde konferans salonuna Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan’ın isminin verilmesi, gençlere yaşayan, dokunabildikleri bir rol model sunması açısından kadirşinas bir adım olarak yorumlanıyor.Siyasetin Yeni Tartışması Tekke'nin Çocukları

Ancak madalyonun diğer yüzünde toplumsal bir güven bunalımının yaşandığı, siyasi İslami hareketin tabanında çok yönlü bir akıl karışıklığı ve derin bir kırılmanın olduğu gizlenmiyor. Fehmi Çalmuk, "Tekkenin Çocukları" aktif rollerini tamamladıktan sonra, gelecek nesillerin nasıl bir yol bulacağını artık çekinmeden konuşmanın zamanının gelip geçtiğini belirterek Üstad Necip Fazıl’ın o tarihi dizeleriyle yazısını noktalıyor:

"Ustada kalırsa bu öksüz yapı, Onu sürdürmeyen çırak utansın!"

Siyasetin de hayatın da esası bir istikamet davasıdır. Bu manevi iklimin ve tarihi mirasın emanetçileri, kentlerin insan öğüten değirmenine kapılmadan kendi köşelerinde bayrağın kıymetini korumaya çalışsa da tabandaki bu büyük kırılmayı onarmak yarının en büyük sınavı olacaktır.

Hoton Haber Ajansı

Bakmadan Geçme

Politik Adam - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
WhatsApp İhbar Hattı
0538 483 25 53
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!