- Haberler
- Pol-Analiz
- Siyaset Kulislerinde Deprem! Fehmi Çalmuk, Erdoğan'ın 'İhanet' Çıkışının Perde Arkasını Yazdı
Siyaset Kulislerinde Deprem! Fehmi Çalmuk, Erdoğan'ın 'İhanet' Çıkışının Perde Arkasını Yazdı
Deneyimli gazeteci-yazar Fehmi Çalmuk, politikadam.com ve politikadamtv'deki son köşesinde, AK Parti Grup Toplantısı'nda adeta bir milat niteliği taşıyan o tarihi konuşmanın röntgenini çekti. Siyasetin dilini ve kodlarını çok iyi bilen Çalmuk, 'AK Parti'de cici yıllar bitmiştir. Bu konuşma, 'Ayağınızı denk alın, façanızı bozarım' raconudur' diyerek çok konuşulacak bir analize imza attı.
Haberin Özeti
- • Deneyimli gazeteci Fehmi Çalmuk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti grup toplantısındaki sert "ihanet" çıkışının perde arkasını köşesinde yazdı.
- • Çalmuk, Erdoğan'ın konuşmasını "AK Parti'de cici yıllar bitmiştir" olarak yorumladı; parti içi muhaliflere "ayağınızı denk alın" uyarısı olarak niteledi.
- • Çalmuk, Erdoğan'ın hedefinin muhalefet değil, parti içindeki "ihanet, vefasızlık ve nankörlük" içinde olan yapılar olduğunu özellikle belirtti.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM’deki son grup toplantısında sarf ettiği, siyasi ezberleri bozan ve "Kalbiyle kelamın arasına perde koymadan" gerçekleştirdiği hitabın yankıları büyüyor. Siyaset kulislerinin nabzını tutan usta gazeteci Fehmi Çalmuk, kaleme aldığı son analizinde Erdoğan’ın "İhanet, vefasızlık ve nankörlük" diyerek çizdiği o keskin üçgeni ve bu çıkışın parti içindeki derin yansımalarını köşesine taşıdı.
Çalmuk’a göre bu konuşma sadece sıradan bir grup hitabı değil; bir dönemin kapandığını, saf dışı kalanların ya da kalmaya hazırlananların konumlarının bizzat en üst makam tarafından tayin edildiği tarihi bir kırılma noktasıdır.
"Cumhurbaşkanı mı, Genel Başkan mı, Yoksa Sakıncalı Bir Mücahit mi?"
Fehmi Çalmuk, yazısına Erdoğan’ın kürsüdeki duruşunu sorgulayarak çok çarpıcı bir soruyla başlıyor: "Grup toplantısında kürsüde konuşanı Cumhurbaşkanı mı, Ak Parti Genel Başkanı mı yoksa 'inadına savaşırım' diyen sakıncalı bir mücahit olarak mı dinlediniz?"
Erdoğan’ın, "Çatlasanız da patlasanız da engel de çıkartsanız yeniden Cumhurbaşkanı adayıyım" sözlerinin altındaki yalnızlık duygusuna dikkat çeken Çalmuk, konuşma metnini hazırlayan kadroya da ciddi bir eleştiri getiriyor. Eğer metni yazanlar Erdoğan’ı tek başına bedel ödeyen bir figür olarak konumlandırmaya çalıştıysa bunun eksik bir okuma olacağını belirten Çalmuk; 15 Temmuz’un 253 şehidini, ömrünü siyasete adamış cennetmekân Necmettin Erbakan’ı ve tabutluklarda tırnakları çekilen merhum Alparslan Türkeş’i hatırlatıyor. Çalmuk, çekilen tüm bu çilelerin ve ödenen bedellerin, Erdoğan’ı Cumhuriyet tarihinin en uzun dönemli tek başına iktidarı yaptığı gerçeğinin unutulmaması gerektiğini vurguluyor.
Hedefteki Kitle: "Sahillerde Gezen Üçü Bir Arada Şebeke"
Yazıda, Erdoğan’ın hitabında muhatap olarak doğrudan muhalefeti ya da CHP’yi almadığı, aksine hedefine tamamen kendi içlerindeki yapıları koyduğu açıkça belirtiliyor. Usta yazar, yıllar önce Erdoğan’ı "okyanusların hâkimi bir balinaya" benzettiğini ve onun hızını kesen yegâne şeyin üzerine yapışan "küçük balıklar" olduğunu söylediğinde aldığı tepkileri hatırlatarak, bugün gelinen noktada Erdoğan’ın o kitlelerin gözünün içine baka baka aynı şeyi haykırdığını söylüyor: "İhanet içindesiniz, nankörsünüz, vefasızsınız."
Çalmuk, Erdoğan’ın adeta sözlüğünü çıkardığı bu üç kavramın siyasi karşılıklarını ve insanı getirdiği noktaları ise şu sert tanımlarla analiz ediyor:
İhanet: Kişiler veya kurumlar arasındaki güvenin, sadakatin veya verilen bir sözün bilinçli olarak çiğnenmesidir. İhanet, insanı hain yapar.
Vefasızlık: Sevgi, dostluk veya iyilik gibi değerleri unutma, verilen sözlerde durmama durumudur. Vefasızlık, insanı dönek yapar.
Nankörlük: Kişinin gördüğü iyiliğin, yardımın veya nimetin değerini bilmemesi, bunları görmezden gelmesi ya da unutmasıdır. Nankörlük, insanı kaypak yapar.
Bu bağlamda, 2001 yılındaki Erdemliler Hareketi’nde verilen "Akabe" misali biatları ve yol arkadaşlığını unutup satan bir şebekenin karşımızda durduğunu ifade ediyor.
Sırça Köşklerin Klavye Kahramanlarına: "Siz Hiç Risk Aldınız mı?"
Erdoğan’ın en sert vuruşlarının "mesuliyet makamında olmadan ahkam kesen, sırça köşklerde teori üretip hayal kuran, hariçten gazel okuyan" klavye kahramanlarına yönelik olduğunu belirten Çalmuk, konuşmanın en can alıcı sorusunu şu şekilde aktarıyor: "Siz hiç hayatınızda risk aldınız mı, kavgaya girdiniz mi, ölümle burun buruna geldiniz mi? Menderes'in akıbeti gözünüzün önünde dururken, hayatınızda hiç canınızdan, serinizden vazgeçecek bir harekete dahil oldunuz mu?"
Çalmuk, Erdoğan’ın 15 Temmuz ismi vermeden "suikastlardan" bahsetmesini ve 2002’den bu yana süregelen görünmeyen nice badireyi anlatmasını, son dönemde bürokrasi ve devlet kurumları içinde el altından konuşulan bazı yeni kalkışma girişimlerine verilmiş çok güçlü bir su yüzüne çıkarma hamlesi olarak yorumluyor.
Tarihi İlan: "Bu Hareket Bir Ümmet Davasıdır"
Yazının en dikkat çekici bölümlerinden biri de ideolojik vurgularla ilgili olan kısım. Fehmi Çalmuk, Erdoğan’ın Cumhur İttifakı ikliminin getirdiği "Nizam-ı Alem" veya "İlayı Kelimetullah" gibi klasikleşmiş kavramlar yerine, doğrudan Milli Görüş geleneğinin siyasi literatüre kazandırdığı "Ümmet" kavramının altını kalın çizgilerle çizdiğini belirtiyor. Erdoğan’ın hareketi tanımlarken; kişisel ranta, köksüzlüğe ya da saman alevi gibi parlayıp sönmeye yer olmadığını, bu davanın en başından beri bir millet, memleket, büyük Türkiye ve ümmet davası olduğunu yeniden ilan ettiğini vurguluyor.
İsim Vermeye Gerek Var mı? "Gelinim Sana Söylüyorum, Kızım Sen Anla..."
Peki, Erdoğan’ın bu kadar net bir şekilde hedef aldığı, sırça köşklerde oturan o "ihanet, vefasızlık ve nankörlük" şebekesi kimlerden oluşuyor? Çalmuk, isim vermeye gerek olmadığını belirterek profili net bir şekilde ortaya koyuyor: AK Parti’nin tesis ettiği o büyük refah ve konfor ortamında, sıcak yataklarından ve rahat koltuklarından ahkam kesen; eski bakanlar, başbakan yardımcıları, yüksek yargı mensupları, üst düzey bürokratlar, meslek örgütü ve STK başkanları...
"Ben boşuna demiyorum; Erdoğan radar koymuş; hız sınırını aşanı, makas atanı tek tek not ediyor diye..." diyen Çalmuk, bu sözlerin aynı zamanda sağa sola endam kıran mevcut bazı bakanlara, kurmay kadroya ve milletvekillerine yönelik "Gelinim sana söylüyorum, kızım sen anla" kabilinden net birer uyarı olduğunu yazıyor.
"Bundan Sonrası Tufandır, Yolun Sonu Hurdalıktır"
Fehmi Çalmuk, yazısını siyaset sahnesinde taşları yerinden oynatacak şu çarpıcı ve sert son sözlerle noktalıyor:
"Bu konuşma bir kırılma noktasıdır. Halk deyimiyle ya 'Herro ya Merro'dur. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Erdoğan bıçağını, kılıcını kınından çıkartmış ve bilemiştir. Bundan sonrası tufandır... Erdoğan motorun ince dişlileri için eline 10/11 anahtarını almış, bizzat ayar veriyor, ince ayar yapıyor. Ayarı bozulmuş altını eritir, yeniden külçe yaparlar. Ayarı bozulmuş siyasetçinin, hele ki 'ihanet, vefasızlık, nankörlük üçgeninde' potaya girmiş siyasetçinin alıcısı falan olmaz. Bu saatten sonra yolun sonu hurdalıktır…"
Bakmadan Geçme