AK Parti'de Uhud'un Çocukları ve 2028'in Ayak Sesleri
Ankara'nın hafızası Gazeteci-Yazar Fehmi Çalmuk, 'Neler Oluyor Hayatta' yazı dizisinin ikinci bölümünde siyasi deprem yaratacak bir dosyayı açtı. Çalmuk, Milli Görüş geleneğinden AK Parti'nin çekirdek kadrosuna kadar uzanan 'istişare' tartışmalarını, tarihi Uhud Muharebesi üzerinden yorumlayarak Bilal Erdoğan, Hakan Fidan ve Numan Kurtulmuş üçgenindeki yeni liderlik denklemini masaya yatırdı.
Haberin Özeti
- • Gazeteci-Yazar Fehmi Çalmuk, 2028 AK Parti liderlik yolculuğunda Uhud Muharebesi üzerinden "istişare" kavramını tartışarak, Erdoğan ve Erbakan'ın lidere itaatsizliği hezimet nedeni görmesini vurguladı.
- • Çalmuk, 53 il başkanının yenilenmesiyle Bilal Erdoğan'ın AK Parti Genel Başkanlığı için "mayınların temizlendiğini" ve kendi sivil toplum kökenli kadrosuyla geldiğini belirtti.
- • 2028 liderlik denkleminde Bilal Erdoğan'ın yanı sıra, Hakan Fidan'ın Körfez ve Londra hattındaki uluslararası gücü ve Numan Kurtulmuş'un sessiz liderlik adaylığı öne çıkıyor.
Türkiye siyasetinin en kritik eşiklerinden biri olan 2028 yolculuğuna girilirken, Fehmi Çalmuk politikadam.com’daki köşesinde ezber bozan bir analiz yayınladı. Çalmuk, "Uhud’un Çocukları" başlığı altında topladığı tespitlerinde, AK Parti içindeki sessiz ama derinden ilerleyen büyük değişimin kodlarını deşifre etti.
"Okçular Tepesi" Bir Zafer mi, Yoksa Hezimet mi?
Yazıda, İslami siyasi hareketlerin temel taşı olan "istişare" kavramı, İslam tarihinin en dramatik dönemeçlerinden Uhud Savaşı üzerinden tartışmaya açılıyor. Çalmuk’un aktardığına göre; hem merhum Necmettin Erbakan hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uhud’u Müslümanlar için bir hezimet olarak görüyor. Ancak bu hezimetin nedeni askerî güçsüzlük değil, "lidere itaatsizlik." Çalmuk, Erdoğan’ın dillerden düşürmediği "Okçular Tepesi" vurgusunun aslında teşkilatlara verilen bir "safı terk etmeyin" talimatı olduğunu vurguluyor.
Mehmet Görmez’le Yaşanan "İstişare Farz mıdır?" Tartışması
Haberde, eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in hem Erbakan Hoca hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaşadığı "istişare fıkhı" tartışması ilk kez bu kadar net ayrıntılarla yer buluyor. Görmez’in "İstişare farzdır" çıkışına karşılık, liderlerin bu kavramı "karar verildikten sonra biat edilmesi gereken bir süreç" olarak görmesi, Ankara’daki yönetim anlayışının dününe ve bugününe ışık tutuyor.
Çiller’in Başbakanlığı: Nurcu ve Süleymancı Geleneğin Kararı
Yazının en dikkat çeken bölümlerinden birini, Tansu Çiller’in DYP Genel Başkanlığına seçilme süreci oluşturdu. Çalmuk, Süleyman Demirel’in gönlündeki isim başka olmasına rağmen, camia içindeki “Kadından lider olur mu?” sorusunun nasıl aşıldığını deşifre etti. Çiller'in seçilmesinin; Nurcu ve Süleymancı geleneklerin yaptığı istişareler ve bu süreçte alınan "fetvalar" sonucu gerçekleştiğini hatırlatan Çalmuk, sağ siyasette istişarenin gücünü bu tarihsel örnekle gözler önüne serdi.
Özal’ın "Kalbim ve Başım Uymuyor" Dediği Anlar
Çalmuk, sadece Çiller örneğiyle kalmayıp Turgut Özal’ın da istişare baskısıyla nasıl karar değiştirmek zorunda kaldığını aktardı. YÖK Kanunu’ndaki düzenlemede Özal’ın; başını ve kalbini göstererek “Birbirine uymuyor” demesine rağmen, partili vekillerin baskısı ve yapılan istişareler sonucu geri adım attığını belirterek, liderlerin bazen istemedikleri kararlara nasıl mahkum olduklarını yazdı.
Bilal Erdoğan: "Gölgede Değil, Kendi Kadrosuyla Geliyor"
Fehmi Çalmuk, son dönemde il başkanlıklarında yaşanan büyük değişimi (53 il başkanının yenilenmesi) tek bir cümleyle özetliyor: "Bilal Erdoğan için mayınlar temizleniyor." Çalmuk’un analizine göre Bilal Erdoğan, sadece "oğul" sıfatıyla değil; Amerika dönüşünden bu yana STK’larda pişmiş, kendi bakan, milletvekili ve bürokrat kadrosunu oluşturmuş bir figür olarak AK Parti Genel Başkanlığına hazırlanıyor. Mülayim ama tavizsiz üslubuyla "tabanın içinden bir abi" profili çizdiği belirtiliyor. Çalmuk, şu çarpıcı tespiti yaptı:
"Bilal Erdoğan, babasının gölgesinde değil; sivil toplumdan devlet yönetimine uzanan bir kadro hareketiyle, kendi üslubuyla geliyor. O, tabanın 'içlerinden biri' olarak gördüğü en belirgin lider seçeneğidir."
2028 Denklemi: Kurtulmuş’un Derin Siyaseti, Fidan’ın Londra Diplomasisi
Çalmuk, Bilal Erdoğan isminin yanı sıra iki kritik ismi daha denkleme dahil ediyor:
Hakan Fidan: Körfez ve Londra hattında kurduğu stratejik köprülerle uluslararası gücünü pekiştiriyor.
Numan Kurtulmuş: Meclis Başkanlığı döneminde kazandığı "adil ve yapıcı siyasetçi" imajıyla, sessiz ve derinden liderlik adaylığını koruyor.
"Kaymak Cennette Yenir"
Haberin sonunda merhum Erbakan’ın o meşhur nüktesine yer veren Çalmuk, bugünkü siyasi mücadelenin temel motivasyonunu özetliyor: Mücadele, kaymağı cennete bırakmamaktır!
"Kızıl Elma 2028"
Haberin en çarpıcı kısmında ise AK Parti teşkilatlarına doğrudan bir çağrı var. Çalmuk, partideki zihin dağınıklığına dikkat çekerek; asıl hedefin (Kızıl Elma) 2028 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ı yeniden seçtirmek olduğunu, ancak bu süreçte lider seçeneklerinin bir "menü" gibi tabana sunulduğunu belirtiyor.